Jurnal

Jurnal Günlük, hayat yer. Daily, life place. Manifesto değil kitlelere hitaben,
Açıklayıcı bir metin de değil esasen,
Nacizane, sadece dostlara cevaben. Aaa! Jurnal.”

Politik bir duruşumuz yok zaten söz politika ya da siyasilerden açıldığında artık ağzımızdan fışkıran şeyler sadece küfür olmaya alışa-gelmişiz. Dünya kupasındaki tavrımızdan göreceksiniz ki futbol sevmeyiz, takım tuttuğumuz falan da yok zira bütün fanatikliklerden izole etmişiz kendimizi. Günün sarhoşluğunu atmak için açtığımız kapının ardında bizi bekleyenler; önümüzdeki biramız belki tonikli ci

nimiz ya da viskimiz, yanımızda izleyecek bir-iki kurmaca çizgi filmimiz. Ekranda izlediğimiz devekuşu ve çakalı o güne kadar defalarca kez tekrar tekrar yaşamışız zaten, bildiğimiz halde başımıza gelenleri günün özetine tekrar bakıyoruz, içkiden bir yudum daha. Ortamızda – belki o akşam hasbelkader bir dost, tanıdık biri çıka-geldiyse ya da barda tabure denk getirdiysek – muhabbetimiz var “sadece”. Ha yok, yalnızları oynamıyoruz ama biliyoruz ki damsız da gelsek, sapsız da gelsek birileri vardır elbet. Bir başka ihtimalle – bir başka arkadaşın deyişiyle fenomen bir canlı – kediler var sosyalleşecek. Daha dün selamlaşmışız ama yeni havadisler var, iki laf, bir yudum daha. Ama o öyle değildi de, şu burada olmamalıydı da aslında, bunun yeri burası da falan – tartışmanın kelime kökünde tartmak vardır der güzel bir dost – bir yudum daha. Ah şu kadınlar, ah bu adamlar. A’maan, unut gitsin, sattım dünyanın anasını, yerler. *Çlink* Bir yudum daha. Hafta sonuymuş meğer. Bir-iki doğum yılı dönümü kutlaşması, bir-kaç dostun hafta içi kaçırdığı olaylara kadeh kaldırması, üf! Ne kalabalık yahu, sigaradan bir fırt, içkiden bir yudum daha. Sonra biraz “konser varmış Leyla’da, Kedi’de, Arsen’de, hadi kop-kopa gidelim”, “Dur şunu bitirelim de öyle kalkalım”, bir yudum daha. Yudum yudum, nefes nefes biraz daha hayat. Biraz daha biz.

Çok güzel bir arkadaş söyledi tartışmanın ortasında, “olay aslında hayat boyu birlikte olmak değil de, birlikte geçirdiğin zamandır hayat”. Tek bir anlam oluşa-geldi açtığımız günden beri, onunla kullanıyorum: “Günlük, hayat yer.

Komşudan jazzlı rebetli füzyon havaları İstanbul'da! Detaylar çok yakında!
11/03/2020

Komşudan jazzlı rebetli füzyon havaları İstanbul'da! Detaylar çok yakında!

25/02/2020

Çekilişsiz olmaz! 8 Mart'ta kadar Bizi takip, gönderiyi kalpleyip, altına 3 arkadaşının ismini yazan 3 çifte KA Performans, 3 çifte Nayah konserinin davetiyesi hediye. Üçyüzotuzüç!

25/02/2020

Eyyy vatandaş! After'ların Queen'i ayağınıza geldi! Bu hizmet böyle bir gecede eksik edilemezdi.

25/02/2020

Sürprizi sona sakladık! 13 Mart Cuma, gecenin devamında "şuraya mı gitsek?" "oraya da mı baksak?" derdi yok! Kulakkurdu/OhrWurm uzun süredir çalmadığı balkan partisyonları ve dub'ı bir araya getireceği setiyle "sabbaha kadar" Nayah'tayız!

21/02/2020

İkinci konser ise adeta Kadıköy çıkartması. Nayah sahnesinde zıplarken piste de sizleri yerinizde durdurmayacak.

21/02/2020

Bernard Orchestar, pek sevdiğimiz balkan ritmlerini, dub beatler ve brasslarla süsleyerek bizlere sunuyor. Amsterdam'da sonra ilk konserlerini İstanbul'da, KA Beyoğlu sahnesinde performe edecek.

17/02/2020

Merhaba! 2014 Yılında Jurnal Pub olarak Beyoğlu'nda küçük bir birahane olarak başladık. Kısa sürede Dünyaca ünlü&ünsüz pek çok gezgin müzisyenlerin İstanbul garı haline geldik. 2016 yılından beri sabit bir yerimiz olmasa da insanlar alan açmak ve keyifli vakit geçirip kaynaştırma mottosundan hiç mi hiç vazgeçmedik. Bu inadımız bizi evirdi ve pek çok alanı kullanıp, ruhumuzu yaşatacak bir oluşuma yöneltti. Jurnal artık Jurnal Music Co. Biliyoruz ki isimlerin belli bir biçimi yok ve bizi bilenler bu ismin arkasında ruhun nasıl yaşadığını farkında!

İlk etkinliğimiz olan Bernard Orchestar İstanbul Turu'nda özleyenleri bir araya getirecek ve bu sürprizlerin arkası devam edecek!

Address

Beyoğlu
Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Jurnal posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Club

Send a message to Jurnal:

Share

Category

Kaptan Malt Adamının Seyif Defteri

Merhaba!

2014 Yılında Jurnal Pub olarak Beyoğlu'nda küçük bir birahane olarak başladık. Kısa sürede Dünyaca ünlü&ünsüz pek çok gezgin müzisyenlerin İstanbul garı haline geldik. 2016 yılından beri sabit bir yerimiz olmasa da insanlar alan açmak ve keyifli vakit geçirip kaynaştırma mottosundan hiç mi hiç vazgeçmedik. Bu inadımız bizi evirdi ve pek çok alanı kullanıp, ruhumuzu yaşatacak bir oluşuma yöneltti. Jurnal artık Jurnal Music Co. Biliyoruz ki isimlerin belli bir biçimi yok ve bizi bilenler bu ismin arkasında ruhun nasıl yaşadığını farkında!

Bilmeyenler için ise başladığımızda yazdığımız ve birazcık olsun bizden parçaları hissedebileceğiniz hikayemiz aşağıda:

Manifesto değil kitlelere hitaben, Açıklayıcı bir metin de değil esasen, Nacizane, sadece dostlara cevaben. Politik bir duruşumuz yok zaten söz politika ya da siyasilerden açıldığında artık ağzımızdan fışkıran şeyler sadece küfür olmaya alışa-gelmişiz. Dünya kupasındaki tavrımızdan göreceksiniz ki futbol sevmeyiz, takım tuttuğumuz falan da yok zira bütün fanatikliklerden izole etmişiz kendimizi. Günün sarhoşluğunu atmak için açtığımız kapının ardında bizi bekleyenler; önümüzdeki biramız belki tonikli cinimiz ya da viskimiz, yanımızda izleyecek bir-iki kurmaca çizgi filmimiz. Ekranda izlediğimiz devekuşu ve çakalı o güne kadar defalarca kez tekrar tekrar yaşamışız zaten, bildiğimiz halde başımıza gelenleri günün özetine tekrar bakıyoruz, içkiden bir yudum daha. Ortamızda – belki o akşam hasbelkader bir dost, tanıdık biri çıka-geldiyse ya da barda tabure denk getirdiysek – muhabbetimiz var “sadece”. Ha yok, yalnızları oynamıyoruz ama biliyoruz ki damsız da gelsek, sapsız da gelsek birileri vardır elbet. Bir başka ihtimalle – bir başka arkadaşın deyişiyle fenomen bir canlı – kediler var sosyalleşecek. Daha dün selamlaşmışız ama yeni havadisler var, iki laf, bir yudum daha. Ama o öyle değildi de, şu burada olmamalıydı da aslında, bunun yeri burası da falan – tartışmanın kelime kökünde tartmak vardır der güzel bir dost – bir yudum daha. Ah şu kadınlar, ah bu adamlar. A’maan, unut gitsin, sattım dünyanın anasını, yerler. *Çlink* Bir yudum daha. Aaa! Hafta sonuymuş meğer. Bir-iki doğum yılı dönümü kutlaşması, bir-kaç dostun hafta içi kaçırdığı olaylara kadeh kaldırması, üf! Ne kalabalık yahu, sigaradan bir fırt, içkiden bir yudum daha. Yudum yudum, nefes nefes biraz daha hayat. Biraz daha biz. Çok güzel bir arkadaş söyledi tartışmanın ortasında, “olay aslında hayat boyu birlikte olmak değil de, birlikte geçirdiğin zamandır hayat”. Tek bir anlam oluşa-geldi açtığımız günden beri, onunla bitiriyorum: “Günlük, hayat yer. Jurnal.”